Türkiye
AB ile Açılan Yeni Müzakere Başlığı Üyelik Sürecini Hızlandıracak mı?
Monday, 06 September 2010 08:56
Türkiye’nin AB katılım müzakerelerinde on iki numaralı başlık olan ‘‘Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı’’ faslı 30 Haziran 2010’da İspanya’nın AB dönem başkanlığının son gününde açılmıştır. İspanya, altı ay önce dönem başkanlığını devraldığında Türkiye ile dört fasıl açmak istedikleri ifadesine rağmen, ancak bazı üye ülkelerin engellemeleri sonucu en azından bir fasıl açabilmek için büyük bir çaba göstermiştir.[1]Böylece, İspanya gıda güvenliği faslında açılış kriterlerinin tamamlanması ile AB üyelerinin fasıl açılışına onay vermesi için normalde birkaç ay devam eden süreci on gün içinde tamamlayarak faslın açılmasını sağlamıştır.
KCK Operasyonlarının Perde Arkası
Monday, 06 September 2010 08:56
Terör örgütlerinin ortak amacı meşru olan bir düzene alternatif olarak kendi gayri meşru düzenlerini hakim kılmaktır. Böylece terör örgütleri mevcut sistemi etkileme ve sistemin getirilerini kontrol etmeyi isterler. Böylece sistemin getirilerini kendi amaçları doğrultusuna kanalize ederek hegemonyasını sağlayacaklarını düşünürler.11 Eylül ikiz kulelere yapılan terör saldırılardan sonra küresel terör söyleminin ön plana çıkmasıyla birlikte terörle mücadele yeni bir boyut kazanmıştır. Uluslararası dengelerdeki değişimler ülkenin iç dinamiklerindeki oynamalar ve bölgesel gelişmeler bölücü terör örgütünün sadece silahlı bir örgütlenmeyle başarılı olamayacağını göstermektedir.
Başkan Obama ve Sarkisyan'ın Konuşmaları
Monday, 06 September 2010 08:56
Başkan Obama Ermeni Anma Günü için yayımladığı mesajda soykırım sözcüğünü telaffuz etmedi; geçen yıl da olduğu gibi bu deyimin Ermenicesi olan Metz Yegern sözcüklerini kullandı. Böylelikle aslında, dolaylı olsa da, 1915 olaylarını soykırım olarak tanıdı. Bu kelime oyunu Türk kamuoyunu memnun etti. Buna karşın, Diaspora’da Başkan’ın aday iken 1915 olaylarını soykırım olarak tanımlamak için verdiği sözü tutmadığı itirazları devam ediyor. Bunun için olmalı, Başkan mesajının yarısı ABD Ermenilerini övmeye ayrılmış; Ermenilerin ABD ekonomisine katkılarından, Amerikan demokrasisini güçlendirmelerinden vs. bahsediliyor. Küçük Ermeni toplumunun ABD’ye kayda değer bir katkıda bulunduğuna inanmak zor.
Türkiye’de Gençlik İnisiyatifleri ve TUİÇ Platformu
Monday, 06 September 2010 08:56
Türkiye’de öğrenci inisiyatifleri içerisinde mümkün olduğunca rol almaya çalışmış biri olarak son dönemde çeşitli isimler ve ilgi alanları etrafında kümelenen ve ortak bir hedef olarak “Türkiye’yi Yönetmek” parolasını benimseyen grup ve platformları ilgi ile izliyorum. Tabii olarak bu ilginin içerisinde en önemli pay, şahsımın da benzer bir platformda kuruculuk ve halen daha yöneticilik yapıyor olmasıdır. Lisans dönemimle 4 yılı tamamladığım öğrenci hareketlenmeleri içerisinde bu yılın sonunda beşinci yılımı bitireceğim. Birçok platform kuruluş sürecini ve kurulmadan dağılışını takip ettim.
Kürt Açılımı Başlangıç Olsun
Monday, 06 September 2010 08:56
Son dönemde “Kürt Açılımı” adı altında Türkiye'de mevcut büyük bir sorunun çözümü için çaba sarfedilmekte. Umuyorum bu çabalar da başka kronikleşmiş sorunlarda (Başörtüsü Meselesi) olduğu gibi siyasi rant ve dostlar alışverişte görsün mantığı ile ilerlemez. Türkiye'de bir hastalık vardır. Bu hastalık, sorun olmayan şeyleri sorun haline getirerek ve korku imparatorlukları kurarak bu sorun olmayan sorunları çözmeye kalkanları “hain” ve “işbirlikçi” gibi sıfatlarla suçlamak yoluyla çözümler için bir yol bırakmamaktır. Elbette bu korku imparatorluklarının kurulmasının da nedenleri vardır. Birileri kutsalları (vatan, bayrak, din) kullanırlar ve bunlar üzerinden siyasi puan kazanmak peşinde koşarlar. Sadece siyaset kurumu bundan rant sağlasa belki işimiz çok zor olmayacaktır lakin başka kurumlar da bu kronik sorunlar üzerinden ciddi rantlar sağlamaktadır. Tüm bu rantları kesecek adımlar için müsaade etmek istemeyen çoktur. Milleti de manipule etmek için ellerinden geleni artlarına koymazlar. Bu nedenle “kürt açılımı” konusunda eğer gerçekten çözüme gitmek isteniyorsa çok boyutlu düşünülmeli ve konu bir toplumsal uzlaşıyla helledilmelidir. Çünkü bahsi geçen açılım, Türkiye'nin uzun zamandır kanayan yarasıdır ve çözümü gereklidir ancak bu çözüm için atılacak adımlar çok hassas bir çizgide yürütülmelidir.


